Midnight Special filminden ilk bilgiler

Midnight Special filminden ilk bilgiler
15 Temmuz 2016 tarihinde eklendi, 108 kez okundu.

Bir baba, özel yeteneklere sahip 8 yaşındaki oğlunu kaçırır. FBI ve polisin yanı sıra bir tarikat da çocuğun peşindedir… “Midnight Special” dikkatle izlenen sürprizli, esrarengiz ve karanlık bir film…

Hikâyenin orta yerinde başlayan filmler vardır. İlk dakikalarında bir çocuk kaçırma hikayesi seyredeceğimizi düşündüren “Midnight Special” da onlardan biri…

Roy’un (Michael Shannon), 8 yaşındaki oğlu Alton’u (Jaeden Lieberher) dostu Lucas (Joel Edgerton) ile beraber kaçırdığını televizyon haberlerinden öğreniyoruz. Öte yandan, otel odasında ve otomobilin arka koltuğunda özel gözlükleriyle çizgi Roman okuyan çocuğun pek kaçırılmış gibi bir durumu yok. Bu arada, FBI ve polisin yanı sıra bir tarikat da çocuğun peşine düşmüş durumda… Babanın oğlunu hangi amaçla, nereye götürdüğünü finale kadar tam olarak öğrenemiyoruz. Filmin başladığı noktadan evvelce olup bitenleri kavramak vakit alıyor. Senaryoyu da yazan yönetmen Jeff Nichols amacıyla hikâyenin evvelcesinin gerçekte çok bir önemi yok. Her şeyin merkezinde doğaüstü özel yeteneklere sahip bir çocuk var ama Nichols’un asıl odaklandığı konu, çocuktan ziyade insanların ona nasıl baktığı ve ondan ne istediği…

Sezgi akla üstün
Tarikat, çocuğu bir tür peygamber olarak görüyor ve yeteneklerinden faydalanmak istiyor. Devlet, çocuktan korkuyor ve onu denetim altına almayı amaçlıyor… Anne (Kirsten Dunst) ve babasının çocuktan ne istediği sorusunun cevabı ise biraz geç geliyor; zira film asıl olarak bu bozukluğun cevabıyla ilgili… Ailesinin ve Lucas’ın her şeyi göze alıp Alton’a sahip çıkmasının altında, ona duydukları inanç ve derin sevgi yatıyor. Nichols’un bir önceki uzun filmi “Sığınak”ta da (Take Shelter) gerçekte aynı sorun vardı. Kıyametin geleceğini eskiden gören bir adam, ailesini güvenliğini sağlamak amacıyla sığınak inşa ediyordu. Her iki filmde de Nichols, yakınlarını güvenliğini sağlamak amacıyla sezgilerini dinleyerek akla, kanuna karşı gelen insanları anlatıyor. Bir diğer ortak nokta ise insanın sevdiklerine sonuna kadar inanması gerekliliği… Nichols bu filmde de inanç ile sevgi arasındaki bağa vurgu yapıyor; sezgiyi akla üstün tutuyor.. Tam da bu noktada, FBI ajanı Paul Sevier’in (Adam Driver) filmin anahtar karakterlerinden biri olduğunu belirtelim.

midnightspecial2

Seyircisini sürüklemeyi başarıyor
2010 tarihli “Sığınak”ı her şeyin dönüp dolaşıp “koruyucu Amerikan erkeğinin kutsanmasına” bağlandığı amacıyla çok sevmemiştim. Ama inkâr edilemez bir sinemasal cazibesi vardı. “Midnight Special” sinemasal olarak daha gösterişsiz ama hikayesi daha ilginç. Üstelik gerilim, esrarengiz serüven, yol filmi ve bilimkurgu çeşitleri arasında gidip gelerek seyircisini sürüklemeyi başarıyor. Hatta bir noktada “E.T.”yi dahi hatırlatıyor ve bir gece filmi olarak huzursuz, karanlık atmosferinin yanı sıra oyuncularının performansıyla da hedefine ulaşıyor. Ama bittikten sonra kendi aşamaya geriye çok şey bıraktığını söylemem zor. Kesin olan, Jeff Nichols’un kendisine ait temaları ve orjinal hikâyeleriyle öne çıkan özel bir yönetmen olduğu… Sonuna kadar sırlarını açık etmeyen bir gizem hikâyesi seyretmek isteyenler amacıyla uygun seçim olabilir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git