Çocukları büyütürken yapılan hatalar

Çocukları büyütürken yapılan hatalar
18 Temmuz 2016 tarihinde eklendi, 152 kez okundu.

Psikolog Nazan Ülkü, bugünümüzde anne-babaların çocuk yetiştirirken gerçekleştirdikleri 10 yanlışı anlattı.

Yeni kuşak anne-babalarda ‘‘kusursuz olma’ ve’ kusursuz çocuk yetiştirme’ talebi süratle yaygınlaşıyor. Hepsi de çocuklarının kendisine güvenli, başarılı, sağlıklı, kendi ayaklarının üstünde duran bireyler olmasını amaçlarken, bütün iyi niyetli çabalarına karşın vakit vakit hayal kırıklığı yaşayabiliyor, kendilerini ‘nerede hatalı yaptıklarını’ sorgularken bulabiliyorlar. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Psikolog Nazan Ülkü, anne-babaların ‘çocuğunu kıyaslamak’, ‘onunla dost gibi olmak’, ‘sürekli koruyup kollamak’, ‘aç kalmasın diye yemeğini yedirmek’ gibi hatalılara düşebildiklerini söyleyerek “Oysa anne-baba olarak en mühim görevimiz çocuğumuzu yaşama hazırlamaktır. Kişiliğin esasları ilk 5 senede atılır ve birinci derecede mesuliyet anne-babalarındır. En mühim eğitim; ailede anne babanın ilk önce birbirlerine, sonra çocuğa karşı olan tutum ve tavırlarıdır” diyor. Psikolog Nazan Ülkü, bugünümüzde anne-babaların çocuk yetiştirirken düştükleri 10 hatalıı anlattı, çok mühim uyarılar ve önerilerde bulundu.

Sürekli koruyup kollamayın

Hiç kuşkusuz ebeveyn çocuğunu tehlikelerden korumalı ve güvenliğini sağlamalı. Fakat “sana güveniyoruz ama çevreye güvenmiyoruz”, “yabancılar tehlikelidir” gibi cümleler çocuğun endişeli ve ailesine bağımlı bir kişi olmasına yol açacağından bu tür sözler yerine, ona tehlikelerle alakalı yol gösterici olun ve gereksinimi olan bilgi ve donanımı kazandırın.

Arkadaş gibi olmayın

Çocuklar her ne kadar özgür olmak isteseler de ebeveynnın rehberliğine gereksinim duyar. Oysa sizin dost gibi yaklaşımınız halinde ona ebeveynlik yapacak kimse kalmayacak. Büyüme çağındaki bir çocuğun kurallara, bu kuralların uygulanması amacıyla gözetene, yol gösterene ve gerektiğinde sınırlara gereksinimi vardır. Çocuğunuza dost gibi değil, yol gösterici birer ebeveyn olarak yaklaşın.

Kıyaslamayın

Çocuğunuza iyi niyetle, daha başarılı, daha doğru davranan başka çocukları misal göstererek onu motive edebileceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Fakat bu kıyaslama çocuk yönünden her vakit beğenilmeme olarak algılanıp yetersizlik ve değersizlik duygularının filizlenmesine yol açar. Kendini yetiştiği aile içerisinde değersiz hisseden çocuklar ise hem kıyaslandıkları çocuklara hiddet duyar hem de çaba göstermekten kaçınır. Çocuğunuzu bulunduğu gibi kabul edin, değişik yeteneklerinin meydana çıkmasına fırsat tanıyın.

Her istediğini almayın

Günümüzde anne-babalar parasal imkanları olmasa bile çocuklarına her istediklerini satın almaya çalışıyorlar. Çoğu vakit fedakarlık gerçekleştirdikleri amacıyla de ondan daha çok başarılı olmasını, daha mutlu olmasını ve kendilerini daha çok sevmesini bekliyorlar. Fakat bu tür bir beklenti hem de ‘Benim onun yaşında hiçbir şeyim yoktu, onun her şeyi olmalı’ diyerek her istediğini alabilmek son derece yanlış. İhtiyaç dışı yayılan parasal imkanlar çocuğa yarar yerine zarar verir. Paranın kıymetini anlamamasına, kazanmadan harcamaya alıştığı amacıyla tembelliğe alışmasına yol açar.

Olumsuz davranışlarına odaklanmayın

Psikolog Nazan Ülkü “Elbette çocuklarımızın eksik yönlerini ilerletmek amacıyla yol gösterici olmalıyız. Fakat, “Hiç bir şeyi beceremiyorsun”, “Sakar”, “Tembel” gibi etiketlemelerle çocuğun özgüvenine kurşun sıkmış oluruz. Bunun yerine kişiliğini değil davranışlarını eleştirmek, yapıcı olmak, doğru davranışları övmek her vakit işe yarar” diyor.

Aç kalır’ diyerek yemeğini siz yedirmeyin

Pek çok anne-baba, çocuğunu kendileri beslemeye devam ediyor, okulda problem yaşamasın diye çantasını hazırlıyor ya da her dediğini yapıyor. Oysa gerçekte çocuğuna iyilik değil kötülük yapmış oluyor. Çünkü çocukların esas alışkanlıklarını doğru dönemde kazanmaları ve kolay yaparak öğrenmeleri, kendilerine güvenen, yeterli bireyler olabilmeleri amacıyla çok önemli. Okula başlayana kadar ebeveynleri yönünden beslenen çocuklar, ödevlerini tek başına yapamıyor, çoğu hususta başkasına bağımlı duruma gelebiliyor. Bu amaçla çocuğunuzun işlerini gerçekleştirme yerine ona bu işlerin nasıl uygulanacağı konusu ile alakalı yol gösterin, yardımcı olun.

Tutarsız davranmayın

Anne-baba kurallar ve disiplin ile alakalı hem kendi içerisinde hem de birbiri ile aynı dili konuşmalı. Çocuğun topluma sıhhatli bir erişkin olarak katılımı amacıyla lüzumlu olan sınırları edinmesi fakat tutarlı bir aile ortamında mümkün. Unutulmamalı ki çocuklar sıksık anne-babanın sınırlarını test ederler. Bu amaçla kendinizin tutarlı davranacağınızdan emin olmadığınız yeni bir kural ve düzenlemeye başlamayın. Bu kuralları çocuğun bakıcısı varsa ortak uygulayın.

Çocuğunuzla uyumayın

Bebekliğinden itibaren çocuğunuza kazandırmanız gereken en mühim alışkanlıklardan biri sıhhatli uyku alışkanlığı olmalı. Hem de çocukların kendi odalarında ve kendi yataklarında uyumaya alışmaları onların hem bedensel sınırlarını korumalarını hem de yalnız başlarına kalıp kendilerini oyalamalarını ve özgüvenilir bireyler olmalarını sağlar. Kendini yatıştırabilen çocuk kendisine güvenilir ve mesuliyet alabilen bir erişkin olacaktır. Öte yandan sıhhatli uykunun yalnızca çocuğun değil sizin de en esas ihtiyaçlarınızdan olduğunu unutmayın.

Duygusal şantajdan kaçının

Kimi vakit tehditle istenmeyen davranışları durdurmaya çalışmak büyük yanlış. “Annesiz kalın görürsünüz”, “Senin yüzünden hastalandım” gibi yakınmalar çocuklarda suçluluk hissinin yerleşmesine ve vicdani gelişiminin yara almasına niçin olur. Çocukları suçlayarak duygusal şantaj gerçekleştirme yerine gerçekleştirdikleri davranışların ne tür neticelere yol açtığını gösterin, hatasının farkına varmasını sağlayın.

Hiç ağlamasın diye çabalamayın

Psikolog Nazan Ülkü “Anne-babaların çok sık sordukları sorulardan biri çocuğun ağlarsa psikolojisinin bozulup bozulmayacağı oluyor. Birçoğu çocuğu huzursuz olmasın diye her istediğini yapmaya çalışıyor. Oysa evde her istediğini elde eden, engellenmeyen çocuk girdiği sosyal ortamlarda kendi istedikleri olmadığı vakit büyük sorun yaşar ve öfkelenir. Esasında çocuklar olumsuz duygularıyla baş edebilecek kapasiteye sahiptirler yeter ki izin verilsin” diyor.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git